1 Eylül 2007 Cumartesi

eternal sunshine ! of the spotless mind

hayatımı altüst eden, beni ben yapan film. beceriksiz ben, başka bir blog açmaya çalışmış, orda bu filmi anlatmaya çalışmıştım. ama olmadı. anlatamıyorum bu filmi. ordaki yazdıklarımı copy-paste yapıyorum.

hemen akla attila ilhan'ın ayrılık sevdaya dahil şiirini getiriyor.


acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
en gorkemli saatinde yildiz alacasinin
gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
onu cok ariyorum onu cok ariyorum
heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
bir yerlere yildirim dusuyorum
ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
tedirgin gulumser
cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
hic bir ani tek basina yasayamazlar
her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
telasli karanlikta yumusak yarasalar
gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
yansimalar tutmus butun sahili
cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
cunku ayriliklar da sevdaya dahil
cunku ayrilanlar hala sevgili
yalnizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
hava agir toprak agir yaprak agir
su tozlari yagiyor ustumuze
ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
karanlik coktu denize yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek askimiz

sevdiğin birini beyninden sildirme işlemi bana çok acımasızca geliyor, özellikle joel barish'in lütfen bunu silme diye yalvardığı sahneyi gördükten sonra. hayatı silmek bu kadar kolay olmamalı...

--------bir sene önce bu film üzerine saçmaladıklarım------------

dünya çizgi çizgi diilmiş, öyle değilmiş ben gördüm... (ne alakaysa artık aklıma geldi yazdım buraya) uzun süredir space'ime giremiyordum. En nihayetinde under restriction kalktı. Please no restrictions!! the right to write.

I cant quite understand what's going on in my life but I'm aware that I'm on the verge of a serious change. It's a flow that I can not control and foresee. Let's see it...

bu arada hayatımın filmi vizyona girdi. Eternal sunshine of the Spotless Mind. beni tanıyan herkes bilir bu filme tutkumu, ama bir daha, en azından bir süre, izlemeyi düşünmüyorum. hele sinemada o kadar kişinin içinde her satırını ezbere bildiğim bir filmi izlemek düşüncesi garip geldi. Eğer izlemeyi düşünen varsa mutlaka gitsin ama bence izledikten sonra birkaç kez daha üzerinden geçilmesi gereken bir film. öncelikle bütün efektlerin bilgisayarla değil ışık oyunlarıyla yapıldığını söyleyeyim, senaryonun Hollywood'dan ne kadar uzak olduğunu, karakterlerin ne kadar detaylı çalışılıp seyirciye sunulduğunu, her diyalogda alt metin okumalarının yapılması gerektiğini ve senaryonun ne kadar çarpıcı olduğunu söylemeden geçemiycem. Jim carrey'i eğer komedi filmlerinde seviyorsanız bambaşka bir Jim carrey'le tanışmaya hazır olun, oynadığı nadir dramlardan biri çünkü. Kate Winslet biraz aşmış kendini, Clementine karakteri kendi deyimiyle biraz "anı anına uymayan" bir karakter. ingilizcesini hatırlayamadım şu anda (what a shame!) ama kate bayağı iyi oynamış. Hatıralarını gömmek isteyenlere gerçek acının o anda da başlayabilecğini anlatan film, hatırlamamak en büyük acılardan biri oluyor, çünkü biz balık değiliz, bizi insan yapan şeylerden biri hatırlamak falan filan... not: son cümleler tamamen mitoloji dersinin üzerimde bıraktığı etkilerdir, Suna Ertuğrul'u tanıma şansı bulan insanlar anlayacaktır bu satırları.( bu arada cümleyi yarım bırakma ve yeni konuya geçme konusunda da ondan esinlendim:)

I walked out the door. There's no memory left.

--------------------------------------------------------------------------------------

edit: ingilizcesi "impulsive"di. beni en çok anlatan kelime aslında, içten içe clementine mıyım diye soruyorum. bilmem....

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...