8 Ağustos 2015 Cumartesi

hello again...

iki senedir elimi bile sürmemişken geri dönüyorum bloga. yazmaya çok ihtiyacım var, en çok kendim için, sonra kızım için.
o zaman, hello again...

1 Kasım 2013 Cuma

kısa kısa 63452

En son temmuzda yazmışım, Nehir varken pek vakit bulamıyorum. Sahi bebekli anne bloggerlar nasıl vakit buluyorlar. Ben yine kısa kısa özet geçeceğim kendim için çünkü zehir gibi sandığım hafızam artık hiç de zehir gibi değil.

Öğrencilerim gelmişti bebek ziyaretine, çok mutlu ettiler beni.


Babalı kızlı çok mutlular....


Arada kıskanıp ben de kaynak yapıyorum.


Anne çok yoruldum, haydi eve gidelim bakışı...



Latife Hanım anı evi, hem evimize yakın hem de yeşil diye çok sık gidiyoruz.

Kızımın yavuklusunu gördünüz mü?


Hiç beklemediğim anda çok yakın bir arkadaşım Nehir'e hediye gönderirken bu kupayı da yollamış, bayıldım :))


En sonunda astım bu miniği de...


Bitmek bilmeyen kış hazırlıklarım var... (volume 1)



 İşe başladığım ilk gün! 5,5 aydır doğum iznindeydim, döndüğümde yeni bir okul, yeni bir çevre. Öğretmenler odası manzarası...

Kış hazırlıkları volume 2

Aşılar, sanki benim canım daha çok acıyor her aşıda.


Biraz daha kış hazırlığı...


Nasıl da koruyup kolluyor kardeşini...


Süt problemleri, unutmak istediğim evhamlı anlar. Börülce ye, süt yapar tavsiyesi üzerine yaptığım salata.


Bir uğur böceği buldum.


Menemen, İzban yolculuğu, buhran.


 Bayram sürprizi, baykuşlu ayna.
Babalı kızlı

Menemen'den çıkış, oleyyy!


 29 Ekim kutlamaları, öyle güzeldi ki...


Evde hep yan yana takılıyorlar :))


Menemen'den çıkarken öyle mutlu oluyorum ki...

İbeking'in mutluluk fabrikasından gelen minnoş ıvır zıvırlar :))

Son 3 ayın özeti bu olsun:)
Bir de bugün kızım ilk dişini patlattı, bir huysuzluk, ağlama halleri.
Olsun, çok şükür
1 Kasım 2013

20 Temmuz 2013 Cumartesi

fotoroman

Kısa kısa notlar alıyordum buraya hep, bu sefer fotograflı olsun dedim. Temmuz 2013 hatırası
Biz bir Antalya'ya gittik geldik kızımla. Bu sefer hem hüzünlü hem sevinçliydi. Uzun uzun anlatmak lazım aslında ama takatim yok.
Ev acaip dağılmıştı, temizlik yapmamak için her şeyi yaparım dedim, bebek uyuduktan sonra bir tencere sarma sardım.
Bazen canım çok sıkılıyor, evde eski usül bir sinek öldürgeçi vardı, elimde şebek oldu.
30 oldum ben demiş miydim? Renkli bir doğumgünüydü, en güzel hediyem kızım oldu bu sene. Şükürler olsun.
Renkli kısmını paylaşmak gerekirse de fotoğrafı budur.
Bir arkadaşımın ikiz bebekleri oldu, bebek şekeri çok manidardı.
Kahve içmeyi özledim, bir tanıdığımız taa Urfa'dan bu fincanları yollamış ama ben daha açılışı yapamadım.
Kucağımda bebekle Gratis'e gittim, çok ihtiyacım varmış gibi lipgloss aldım. Sadece ambalajı güzel, tadı maalesef çok kötü.
temmuz da işte böyle gelip geçiyor...

19 Temmuz 2013 Cuma

Sanki...

Sanki ondan önce hayatım bomboşmuş gibi...
Anlamım değişti, iyi ki geldin kızım

8 Haziran 2013 Cumartesi

19 Mayıs 2013 Pazar

Nehir

3 Mayıs akşamı, beklenen tarihten bir hafta önce kızımızı kucağımıza aldık.
Hoş geldi hayatımıza, iyi ki geldi.

30 Nisan 2013 Salı

hamilelik günlüğü- sonlara doğru

38. haftayı da bitirmek üzereyiz, artık her an beklemedeyim. Hem bir an önce gelsin diye sabırsızlanıyorum hem de vaktinde olsun, 40. haftaya girelim diyorum. Her anım çelişki.
İştahım feci açıldı, neredeyse 1,5 saatte bir öğün yapıyorum.
Ayaklarım şişmedi benim diye hava atıyordum ya, sebebi ayaklarımı göremememmiş meğersem, geçen gün baktığımda balondan halliceneydiler. Yüzüklerim zaten aylardır olmuyor.
Bebek şekerlerim baykuş olacakken yanlışlıkla penguen oldular. Olsun.
Yine bebek şekerimizi yapan kıza Nehir'in annesi yazan bir taç yapabilir misiniz diye sormuştum, tacımı da hazırlamış.
Onun dışında işin psikolojik olarak hazır olma kısmı var ki evlere şenlik. Her anım çelişki demiştim ya, aynen öyle. Bir neşeli bir kaygılı...
Bakalım bir dahaki yazı belki kızımla yazılır.

13 Nisan 2013 Cumartesi

kısa kısa

Sürekli genişliyorum blog, bazı bazı bir sancı saplanıyor, olduğum yerde kalıveriyorum Braxton hicks sancısıymış adı, yani yalancı sancı. Aman kızım çok acele etme diyorum miniğe...
Baharın en güzel yanı çilekmiş, anladım. En sonunda mis gibi kokanını da bulduk. Sırada kayısı ve kiraz var, ama daha var sanırım.
Fang Ailesi'ni okuyorum, bayıldım. Şidetle öneririm. sanırım yeni mottom "Domingo hangi kitabı çıkarırsa çıkarsın okuyacağım" olacak.

Tarçın hanım tıraş oldu, üşüyor mu utanıyor mu yoksa rahatsız mı oluyor bilinmez hiç dibimden ayrılmıyor. Kucak kucağa Behzat Ç. de izledik ya, artık tamamız.
Bir de eksikler yavaş yavaş tamamlanıyor. Çok şükür...
Kızımız sağlıkla gelsin tek dileğimiz o.

6 Nisan 2013 Cumartesi

heyecan

Hayatımda ilk kez çamaşırlar kurusun da ütüleyeyim diye yarım saatte bir çamaşırları kontrol ettim :)
Minicik eller, ayaklar...
Çok heyecanlıyım blog :)

5 Nisan 2013 Cuma

diyet vs.

Sıkıcı hamilelik deneyimlerime devam, anlatacağım şey de sıkıcı ama birileri için yararlı olabilir.


Hamilelikte diyet mi olurmuş demeyin, bence de olmamalı ama hamileliğin 24-28. haftaları arasında mutlaka şeker yüklemesi yapılıyor. Eğer ilk yükleme normal çıkarsa mutlu mesut beslenmeye devam edebilirsiniz ancak şeker yüksek çıkarsa hemen ikinci yükleme yapılıyor. Nitekim benim şekerim de yüksek çıktığı için ikinci yüklemeyi yaptırmak zorunda kaldım. İlk yüklemede 50 gr glikoz verilirken 2. yüklemede 100 gr. glikoz veriyorlar. Önce açlık şekeri için sonrasında ise her saat başı tokluk şekeri için kan veriliyor. Toplamda 3 saat süren bir işlem bu. Su içmek yok, yemek yemek yok. Ben neredeyse 3. saatin sonunda fenalık geçiriyordum, şekerli su midemi fazlasıyla rahatsız etmişti çünkü.
Öğleden sonra sonuçları aldığımızda nur topu gibi bir gestasyonel diyabetim vardı artık. Hemen endokrinoloji uzmanına yönlendirildik. Şansıma dünya tatlısı bir doktorla tanıştım, cidden çok ilgilendi. Testler, çeşitli ölçümler yapıldı, beslenme alışkanlığımın üzerinden geçildi. 27 haftalık hamileydim ve 5 kilo almıştım, aslında gayet iyiydi ama artık beslenme düzenim değişecekti.
Hamileliğin başından beri çok tatlı tüketen bir gebe olmamıştım zaten ama mesela patates dediğin an akan sular duruyordu benim için. Böyle garip beslenme alışkanlıklarım vardı. Muayenehanedeki diyetisyenle saatlerce oturup bana yeni bir beslenme düzeni oluşturduk, nelere alerjim var, nelere düşkünüm, neleri tolere edebiliyorum falan filan. Bunu yazıyorum çünkü her diyet bireysel olmalı görüşüne sonuna kadar katılıyorum. Bana uyan bir diyet bir başkasına kilo da aldırabilir. Neyse uzun lafın kısası hayatımdan şekeri, tuzu ve ağır karbonhidratları çıkardım. Ekmeği ve meyveyi sayarak tükettim ama et, süt, sebze vs.'de ciddi kısıtlamalara gidilmedi. Doymadığın zaman biraz daha tüketebilirsin bu gıdaları dediler ama zaten verdiği porsiyonlar yeterince büyüktü ve hep yetti de arttı diyebilirim. 3 hafta sonra ilk kontrolde 3 kilo verdiğimi fark ettik ama çok şükür bu kilolar benim mevcut kilolarımdan gitti, bebek kendi gelişimine devam etti. Mümkün olduğunca her yemekten sonra kısacık da olsa yürümeye çalıştım. İnanın faydasını da gördüm.
Şu an 35. haftadayım, tabi ki üzerine 1,5 kilo aldım ama evde yaptığım şeker ölçümleri nispeten daha normal çıkıyor. Dikkat etmediğim an yükseliyor ki insan bu noktada kendisini değil bebeğini düşünüyor, aman tatlı yemeyeyim, aman yoğurdumu eksik etmeyeyim dengelesin filan diye. İnşallah doğumu da sorunsuz atlatırız ve bebeğimiz sağlıkla doğar.
Hamilelik şekerini ilk öğrendiğimde çok telaşlanmış, ne yapacağımı bilememiştim, umarım bu yazdıklarım birilerine faydalı olur.
not: görsel kaynak

23 Mart 2013 Cumartesi

hamilelik günlüğü 2

Aslında daha sık yazmak gerek ama bu aralar sanki her şey hep aynı.

33. haftaya girdik, artık geri sayım başladı. Miniğim daha hareketli, ben daha yavaşım. Zor da olsa bebek odası takımı beğendik, Nisan başı gibi gelecek. O zamana kadar kıyafetlerin yıkanıp ütülenmesini erteledim. Bekliyorum. Tabi daha doğum çantasını da hazırlamadım, o liste senin bu liste benim eksikleri toparlıyorum.

Arada bir sürpriz yapıp gül cemalini gösteriyor küçük hanım, işte o zaman hem içim içime sığmıyor hem de keşke anneciğim de görebilseydi torununu diye hüzünlere de boğuluyorum. Hepsi geçecek biliyorum. Hormonlarım normal değil şu aralar.

Bebek şekeri de beğendim, büyük ihtimalle keçeden baykuşlar olacak ama çabuk karar değiştirebiliyorum. Bakalım, yanına da bebek çikolatası yaptırdık mı üstümden bir yük daha kalkacak.

Ruhi Mücerret çıktı, Murat Menteş'e karışık duygular besliyorum, öyle zengin bir hayal gücü bazı insanlara dünyanın en güzel saçmalamalarını da yazdırabiliyor. Her cümlede duruyorum, kitabın ortasında bunun altından kesin bir şeyler çıkacak diye geveliyorum.

Mart ayı da böyle geçip gidiyor.
P.s. Görseli çok önce kaydetmişim, kaynak bulamadım :(

7 Şubat 2013 Perşembe

hamilelik günlüğü

Ben cidden hamileliği çok sevdim, miniğim karnımda pıt pıt oynadıkça mest oluyorum. Şimdilik dışarıdan pek hissedilmiyor ( ya da eşim çok algılayamıyor) ama özellikle gündüz 10-11 arası ve akşam 9-10 arası bildiğin içeride kıyametleri koparıyor, her bebek rutiniyle gelirmiş ya, bizimki de bu saatlerde uyanık olacak sanırım.
Onun dışında eksikleri alıyoruz yavaş yavaş, kıyafetleri neredeyse tamam, kremiydi, beziydi kampanyaları yakaladıkça stokluyoruz. Bazı eşyalar kuzeninden gelecek, onların da yanına tik koyuyorum, geriye kaldı odası ve arabası, daha 27 haftalık olduk, son aya doğru alalım diye bekliyoruz. Belki ben doğum iznine çıkıp evle daha çok ilgilenebilecek duruma gelince yaparız.

Onun dışında arada alien gibi hissediyorum, çok kilo almasam da karnım kocaman oldu, artık dışarıdan da "aa, hamile misiniz? cinsiyeti ne?" gibi tepkiler gelmeye başladı.

Gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) çıktığı için sıkı bir diyete başladım, bazı yiyecekler kesinlikle yasak ama onlar dışında listemde her şeyin yanında "doymazsan eğer biraz daha yiyebilirsin" notu var.

Hamileliğin tek sevmediğim yanı zaten ağır olan uykumu biraz daha da ağırlaştırması, uykuya doyamıyorum, elime her kitap alışımda 3-5 sayfa sonunda sızıyorum. Geçen gün uyumayayım diye masada okumaya başladım, orada da uyuma kapasitem varmış, anladım.

Eskisi gibi okuyamıyorum ama yine de not alalım buraya

Ocak 2013 kitapları

  • Sisters brothers
  • Limoni ölüm
  • Türkan Şoray- Sinemam ve ben
  • I've got your number (evet, chick lit ve evet, utanıyorum)

Şubat 2013 (ilk 7 gün)
  • Yedinci Gün
  • Gölge Hırsızı
Sağlıkla gel kızım...




12 Ocak 2013 Cumartesi

Murakami...


Murakami bugün 64 yaşına girmiş...
Ben onu ilk kez 9 sene önce okudum, tesadüfler eseri beraberinde pek çok şey getirdi, o yüzden Murakami benim için çok özel.
Arada bir saçmalasa da her zaman benim en sevdiğim yazar olarak kalacak, sırf hatıraların hatrına.
İyi ki doğdun Haruki Murakami...

31 Aralık 2012 Pazartesi

ikibinoniki


2012 ilginç bir sene oldu bizim için. Kişisel notlarımda çok büyük mutluluklar getirirken ülke gündemine baktığımda hep tüylerim diken diken, bol bol çemkiren bir insan olmuşum.
Genele vurduğumda bu sene hayatla kavga etmeyi bıraktığımı anladım, daha da fazla huzur verdi bu bana. Evle kavga etmeyi bıraktım mesela ve ilginç bir şekilde ev kendi düzenini buldu, eskiden sağlamaya çalıştığım düzen rayına girdi.
Kafam rahat olunca izlediklerimden, okuduklarımdan daha fazla keyif almaya başladım. Sevgilime, aileme, arkadaşlarıma daha fazla zaman ayırmaya çalıştım, ne kadar becerebildim bilmiyorum ama kaliteli zaman geçirmeye çalıştım.
Fırsat buldukça fotoğraf çektim, muhteşem fotoğraflar denilemez ama bir noktadan sonra özellikle dış çekimlerde ışığı daha iyi kullanabildiğimi fark ettim.
İnternet başında geçirdiğim zamanı azalttım, diyet yapmayı reddettim bir müddet sonra, gönül rahatlığıyla yedim içtim, hepsinden keyif aldım.
Güzel diziler izledim, yine sardım tabi bir oturuşta 4-5 bölüm izledim.
Bu sene daha az not tutmuşum, onu fark ettim. Hala deli gibi defter alıyorum ama içleri daha boş.
Bu senenin son aylarını hep bebek heyecanıyla geçirdik, heyecanla anlattım kızımı hep (ki daha doğmadı bile). Yeni yıldan en büyük dileğim bebeğimizin sağlıklı olması, sağlıkla kucağımıza alabilmek.
Alışveriş aşkı boyut değiştirdi, en büyük ilgi alanım bebek kıyafetleri, emzikler, biberonlar, burun aspiratörleri filan. Durmadan araştırıyorum.

2013 de hepimiz için sağlıklı, mutlu, huzurlu, sevdiklerimizin yanında geçirebileceğimiz güzel bir yıl olsun...

9 Aralık 2012 Pazar

yağmur

Ben çocukluğumdan beri yağmuru güneşe tercih edenlerden olmuşumdur, bugün sabah 6'da uyandığımda yağıyordu, hala durmadı. Elimde bir fincan çay/kahve, balkona çıkıp çıkıp seyrediyorum. Sonra bir arkadaşım aşağıdaki resmi gönderiyor bana. bayılıyorum.
Sözün kaynağını araştırdım, Roger Miller, Bob Dylan, Bob Marley diyenler var ama kesin olarak kimin söylediği belli değil ya da ben bulamadım. her kim söylemişse kesin yağmur sevenlerden :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...