istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Eylül 2011 Pazar
eylül
Eylül ayında İstanbul'da olmak lazım, özellikle Boğaziçi'nde. okulda dolanırken kızaran yaprakların fotoğraflarını çekmek, akşamları hafif üşüyüp ince bir hırka giymek, arkadaşlarla keyifli bir yerde sohbet etmek lazım, eğer hala duruyorsa Viktor Levi'de.
5 Şubat 2011 Cumartesi
İstanbul'u en çok da cumartesileri özlemek

- sabah Bebek'te kahvaltı yapmak (paran varsa Hisar'da, yoksa simit ve çayla Bebek park'ta)
- Bebek'ten Beşiktaş'a yürüye yürüye gitmek, Arnavutköy'de ya da Ortaköy'de durup denizi dinlemek... (Ortaköy'deysen eğer kumpiri eline alıp çarşısını dolaşmak, incik boncuk sevdasına yenik düşmek)
- Kalabalığa karışmak ama hep yalnız olmak, İstanbul'la başbaşa kalmak...
- Beşiktaş çarşıyı mutlaka iki turlayıp bir çay bahçesinde Boğazı seyretmek...
- dolmuşa binip Taksim'e geçmek, arkadaşlarla demlenmek...
Öncesinde Deep restaurantta muazzam bir yemek, sonrasında artık kafana nasıl eserse fasıl~meyhane ya da rock bar, ama mutlaka arkadaşlarla... İstiklal'de yürürken kuş sesi çıkaran adama gülmek, kalabalığa kızmak, havaya fırlatılan zımbırtılardan kafanı koruma çabaları, Atlas Pasajında ve Aznavur'da şöylesine bir dolaşmak, mutlaka ama mutlaka ya Pandora'ya ya da Robinson Crusoe'ya uğramak, bir iki tanıdığına rastlayıp iki lafın belini bükmek, ya da hadi bize takılın şuraya gidiyoruz demek...
bol bol gülmek ve hiç yorulmamak

Pek bir özlüyorum....
Not: Bebek Park görsel şu adresten alınmıştır.
not 2: İstiklal caddesi görseli ise şu adreste.
21 Haziran 2010 Pazartesi
birkaç iyi adam cin ali içiyorduk, başımız döndü...
en nihayetinde 4 yıllık totomu kaldıramama problemini aşıp İstanbul'a gidebildim, ama tabi 4 yılı iki güne sığdırmak olmuyormuş, yine de çok gezdik. cumartesi akşamı sarhoşken bol bol fotoğraf çektim, yukarıdaki yamuk fotoğraf asmalı'dan. Asmalı nasıl ergen mekanı olmuş şaşkınlıktan kalakaldım, sanırım bizim çiçek pasajı yaşımız gelmiş, resmen yorulduk.
ikinci gün Boun'un mezunlar günü vardı, Allah Allah, katılım da ne kadar az vs diye yorum yaparken sebebini anladık, saat 5 civarı bardaktan boşanırcasına yağmur başladı, yine de inat edip 6'ya kadar kaldık ama yağmur bizden daha inatçı çıktı. yukarıdaki resim 1. erkek yurdu, yanındaki merdivenlere şişe gibi dizildiğimiz anda çekilmiş bir foto. yağmur yağmadan yaklaşık 5 dk önce...
ve işte yağmur anı, şemsiyenin altına sığınmış Nalan ve Albert Long Hall'a sığınmış biz...
d.
Etiketler:
boğaziçi üniversitesi mezunlar günü,
istanbul
20 Eylül 2007 Perşembe
beşiktaş
nedense istanbulda kendimi huzurlu hissetiğim tek yer beşiktaştı. beşiktaşlı olduğumdan diil, ona eminim çünkü ben hiçbir zaman fanatik bir taraftar olmadım. ne taksim kadar eğlenceli, ne bebek, ortaköy ya da arnavutköy kadar şaşalıdır ama çarşıya indiğim anda baştan ayağa aradığım her şeyin en güzelini, en orijinalini bulurdum. yıllarca beşiktaştan giyindim ben, orada yemek yedim, ya da yediğim en güzel yemekleri orada yedim. aradığım bütün fantastik filmleri küçük çarşıdaki cd'ciden aldım, arkadaşlarımla kıymalı börek yedim, elma'da yerine göre kahve yerine göre şarap içtim, hakan pastanesinde oturup çay içtim, geleni geçeni seyrettim, sinanpaşa pasajının altını üstüne getirdim, bir şey almasam bile orada bulunmayı, iki adım atınca kabalcıya ulaşmayı sevdim. mutlaka eve dönmek için tansaş'ın önünde otobüs bekledim. karşıya geçmek için hep beşiktaşa indim, vapur sefası sürdüm. ilk sigara paketimi beşiktaştan almıştım, istanbula ilk geldiğimde yine aynı büfeden annemle halley almıştık, aynı büfe olduğuna eminim üstelik. ben üniversiteye ilk başladığımda hediye fuarları dolmabahçede yapılırdı, şimdiki gibi harbiyede diil, ve ben o zamanlar bütün sevdiklerime oradan hediye alırdım.zamanında çok aşık olduğum sevgilimle ilk olarak beşiktaşta iskelenin yanındaki çay bahçesinde öpüşmüştüm, çok rüzgar vardı, beşiktaş uyarmıştı beni üstümüze kocaman bir dalgayı atarak.
tanıdığım herkesle mutlaka beşiktaşta bir şeyler atıştırdım, genelliklede alibaba'da kebap yedik. işin ilginç yanı şu ana kadar okuduğum güzel kitapların çoğunu beşiktaştan almışlığım var.
bana hainlik yapmışlığı da yok diil beşiktaşın ama olsun. ben onu hep sevdim. kalbimin bir yeri hep istanbulda kaldı derim, yalan. kalbim beşiktaşta kaldı...
not: fotoğraf benim acemilik zamanlarımdan, kafanızda sağa kaydırın objektifi ya da hayal edin orada, iskelenin yanında bir çay bahçesi var taraçalı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
